BEKLENEN MEHDİ’nin ALAMETLERİ
(El-kavlu’l muhatasar fi alamet-il mehdiyy-il muntazar)

AHMED İBN-İ HACER-İ MEKKİ (HEYTEMİ)

Tercüme : Müşerref Gözcü
Yayına Hazırlayan : Dr. Suat Arusan

Bu kitabın yayınlanmasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin izniyle verilen mikrofilmlerden faydalanılmıştır.

 

ÖNSÖZ

Mehdi'lik konusu, İslam tarihinin en tartışmalı konularından birisidir. Hatta zaman zaman istismar edilerek, toplumların bunalımlı dönemlerinde sahte mehdi'ler dahi görülmüş ve müslümanlar aldatılarak değişik oyunlara alet edilebilmişlerdir.

Büyük İslam alimi ve Şafii mezhebinin büyüklerinden İbn-i Hacer-i Mekki'nin sahih rivayetleri biraraya getiren ve günümüzden 450 yıl kadar önce yazılmış olan bu eserinin Türkçe'ye kazandırılması, Mehdi'lik konusundaki tartışma ve spekülasyonlara yarar getirecektir. Hz.Mehdi hakkındaki doğru bilgilerin, müslümanları yanlışlardan, bid'atlardan ve sahteliklerden koruyacağı kanısındayım. Ayrıca, araştırmacılara bir kaynak olmasını da temenni ederim.

"Beklenen Mehdi'nin Alametleri" ismini taşıyan bu kitap için vurgulanması gereken önemli bir nokta, İmam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubat'ının 380. mektubunda bu eserden bahsediyor olmasıdır.
Bu tercüme, eserin İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan el yazma Arapça nüshasından yapılmıştır.

Tercüme'yi yapan Müşerref Gözcü'ye, gerekli izinle kitabın mikrofilmlerini Süleymaniye Kütüphanesi’nden sağlayan kardeşim Nejat Arusan'a, kapak düzeni için Ayberk Şentepe'ye, dizgi ve baskısı için de Şafak Basım ve Yayınevi'ne teşekkürü bir borç bilmekteyim.
Hayırlara vesile olmasını, Cenabı Hak'dan niyaz ediyorum.

Dr. Suat ARUSAN
Kasım – 1985, Manisa

TAKDİM

AHMED İBN-İ HACER-MEKKİ (HEYTEMİ)
-rahmetullahi aleyh-

HAYATI

Büyük İslam alimlerinden, asıl adı Şihabüddin Ahmed b.Muhammed'dir. Mısır'da Heytem denilen yerde 1498'de doğdu. (H.889) Şemsuddin b.Ebi Hamail, Şemsuddin Şenavi, Kadı Zekeriya Ensari, Abdülhak Sünbati, Şihabüddin Tablavi, Ebul Hasen-el Bekri, Şihabüddin Necar, Şihabur- Remli, Şihabul Bulkini gibi meşhur alimlerden hesab, mantık, sarf, nahiv, meani, feraiz, fıkıh usulü, hadis, tefsir, kelam ve tasavvuf ilimlerini öğrendi. Şafi mezhebinde ve diğer mezheplerde büyük bir alim olarak yetişti. Yirmi yaşlarında iken talebe yetiştirmek ve fetva vermek için icazet (diploma)aldı, Mekke'ye yerleşti ve "İmamül Harameyn" adıyla meşhur oldu. Şöhreti bütün beldelere yayıldı, "İbn-i Hacer-Mekki'nin sözleri, dört mezhepde de hüccet ve senettir" denilmiştir. Büyük hizmetler gördü, pek çok eser verdi, insanları doğru yola sevketmeye çalıştı. 1566'da (H.974), Mekke'de vefat etti.

ESERLERİ

Savaik-ül Muhrika : Dört halifenin hilafetleri ve Eshab-ı Kiram'ın faziletlerinden bahseder. Bidat sahibi ve zındıkları reddeder.
Minhac Şerhi Tuhfetül Muhtaç : Dört ciltlik bu eser, Şafii mezhebinin en ünlü fıkıh kitabıdır.
Zevacir : Büyük günahları anlatır, iki cilttir.
Hayratül hisan : İmam-ı Azam'ın büyüklüğü anlatılmaktadır.
Fetavayı Kübra ve Fetavayi Hadisiyye : Muhtelif fetvalardan ibarettir.
Nasihat-ül Muluk, Fethül Bari ve fıkıhla ilgili 70 kadar eser, diğer kitaplarıdır.
El-kavlu'l muhtasar fi alamat-il mehdiyy-il muhtazar : Mehdi aleyhisselam'ın iki yüz kadar alametini bildirmektedir.

 

EL-KAVLU'L MUHTASAR Fİ ALAMAT-İL MEHDİYY-İL MUNTAZAR

Saltanatının büyüklüğü ve celalinin kemaliyle övgüye layık olan Allah'a (C.C), sonsuz hamd ü senalar olsun. Salat ve selam, efendimiz Hz.Muhammed (S.A) ve onun ali-ashabı üzerine olsun.

Bu kitaba, "El-kavlu'l muhtasar fi alamatil mehdiyy-il muntazar" adını verdim. Cahillerin bu konuyla ilgili birçok uydurmalarını ayırarak, Hz.Mehdi'nin alametlerinden, faziletlerinden, özelliklerinden ve onun hakkındaki rivayetlerde bunların ravilerinden bahsedeceğim.

Bu kitabımı yazmaya başlamadan önce, zamanımızda ve daha önceki zamanlarda kendilerinin mehdi olduğunu iddia eden bir kısım insanlar çıkmıştır. Aslında bunlar farkında olmadan hem sapıtmış, hem de kendilerine inananları saptırmış kimselerdir. Böyle bir iddiada bulunmaya nasıl cesaret edebiliyorlar? Halbuki, sünnet-i seniyye bu yalancıların sefih ve azaba layık olduklarına hükmetmiştir.

Bu kitaptaki izahatlarım hususunda, Rabbimin beni doğruya isabet ettirmesini onun feyzinden diliyorum. Rabb-i rahimimiz kerim, cevvad (ihsanı bol), mu'nim, (nimet verici) ve vehhab'dır (çok hibe edici). O bana kafidir ve en güzel vekil de O'dur. Büyük küçük, bütün günahlarımdan Allah'a (C.C) sığınırım.

Kitabımı, bir mukaddime, üç bölüm ve bir hatime şeklinde düzenledim.

 

MUKADDİME

            

Resulullah efendimizden nakledilen bir hadiste "Kim Deccalı yalanlarsa kafir olur, kim de Mehdi'yi yalanlarsa o da kafir olur" buyurulmuştur. Bu hadis-i şerifi, Ebubekir El-İskaf Favaid-il-ehbar isimli kitapta, Ebul Kasım Es-Süheyli de Şerh'is-Siyer isimli eserinde zikretmişlerdir.

İleride de anlatılacağı gibi, Hz. Mehdi'nin, Fatıma validemizin soyundan olacağına dair birçok rivayet gelmiştir. Peygamber efendimizin bu rivayetlere zıt gibi gelen "Mehdi, amcam Abbas’ın soyundandır" şeklindeki hadisine gelince; Meşhur ravilerden Darekutni, bu hadisin garip bir hadis* olduğunu söylemiş ve Beni Haşimin ünlülerinden Muhammed b. Velid'in bu nakilde yalnız kaldığını ifade etmiştir. Ancak, Rafii'nin İbni Abbas'tan rivayet ettiği başka bir hadis de, Muhammed b. Velid'in naklini doğrular niteliktedir. Bu hadis şöyledir: "Ey amcacığım, sana müjdeler olsun ki, asfiya ve hulefa senin soyundan olacak, kendisiyle hidayet neşrolunan, küfür ateşi kendisiyle sönen ve ahir zamanda gelecek olan Mehdi de senden olacaktır, Allah (C.C.) İslamı benimle başlatmış ve senin zürriyetinle sona erdirecektir."

Ayrıca, Ebu Naim'in, HİLYE adlı eserinde Ebu Hüreyre (R.A)'den rivayet ettiği bir başka hadis de şöyledir: ‘Ey Fadl'ın babası (yani Abbas), sana müjdeler olsun ki, Allahü Teala, şu İslam dininin kapısını benimle açmış, senin zürriyetinle sona erdirecektir.'

Heytem bin Kuleyb ve İbni Asakir'in, İbni Abbas'tan naklettikleri ve bütün ravileri güvenilir olan bir başka hadis de şöyledir; "Peygamber efendimiz üç defa, Allah'ım, sen Abbas ve onun soyuna nusret et demiş ve ey amcam, sen bilmiyormusun ki, muvaffak ve mardi ** olan Mehdi, senin soyundan olacaktır."

Yine Deylemi'nin Ümmü Seleme'den rivayet ettiği bir başka hadisde de Peygamber efendimiz, "Deccal çıkıncaya kadar, hilafet babamın öz kardeşi olan amcamın soyunda devam edecektir" buyurmuştur.
Yine, Hatib ve İbni Asakir'in Hz.Ali'den rivayet ettikleri bir hadis ise şöyledir. "Ey amcacığım, sana haber vereyim ki, Allahü Teala İslamı benimle başlatmış, senin zürriyetinle sona erdirecektir."

Bütün bu rivayetler, en başta geçen ve Hz. Mehdinin Fatıma validemizin soyundan geleceğin bildiren hadise bir zıtlık arzetmez, çünkü Mehdinin Fatıma validemizin soyundan geleceğini bildiren hadisler hem daha çok, hem daha sahihtir. Bazı muhaddisler, bilhassa bu noktanın kesin bir gerçek olduğunu ifade etmişlerdir. Ancak, Hz. Mehdi'nin hem Peygamber efendimizin kız Fatıma zürriyetinden, hem de amcası Hz. Abbasın soyundan gelmesi mümkündür, ve buna bir mani de yoktur. Belki, Hz. Mehdi anne ciheti itibarıyla Hz. Abbas'ın soyuna dayanıyor olabilir.


_____________________

Mütercimin notu:
(*) Garip hadis: Tebe-i tabiin (sahabeyi göreni gören)’den sonraki ulema’dan nakledilen hadistir.

(**) Mardi: Allahın ve insanların kendisinden razı olduğu.

 

Yine Hz. Mehdi'nin Hz. Hasan'ın (Hz. Fatıma’nın büyük oğlu) soyundan gelmesi ihtimali daha büyüktür. Zira bu husustaki hadisler daha çoktur. Keza, Hz. Hüseyin (Hz. Fatıma'nın küçük oğlu) ve Hz. Abbas'ın soyundan gelme ihtimali de büyüktür. Zira, muhtelif cihetlerden birkaç kişinin, ilerideki nesillerde bir şahısta evlatlığının ortaklaşmasında bir engel yoktur.

İbni Mace'den gelen ve "İsa b. Meryem'den başka hiçbir mehdi yoktur" şeklindeki hadis, "İsa b. Meryem'den başka kamil, masum bir mehdi yoktur." anlamında yorumlanmalıdır. Kaldı ki, bu zayıf bir hadistir. Ayrıca, sabit olan hadislerden, Hz. Mehdi'nin, kesin olarak Hz. Fatıma'nın soyundan geleceği anlaşıldığından, bu rivayetlerin "İsa b. Meryem'den başka hiçbir mehdi yoktur" nakline tercihi gerekmektedir.

Mehdi'nin geleceği, Resulullah efendimizin neslinden olacağı, dünyaya yadi sene hükmedeceği, yeryüzünü adaletle dolduracağı ve İsa (A.S)'nın onun arkasında namaz kılacağı anlamındaki bütün hadisler, pek çok ravinin nakilleriyle kesinlik kazanmıştır. Sayılan bu noktalar, Hz.Mehdi'nin hayatına ait en önemli özelliklerdir.

Gelecek rivayetlerden de anlaşılacağı gibi, İmam Kurtubi'nin Tezkire'sinde bahsedilen "Mehdi, batının en uzak bölgesinden çıkacaktır" şeklindeki naklin aslı yoktur.

 

BİRİNCİ BÖLÜM

(Bu bölümde, Resulullah Efendimizden gelen rivayetlerin ışığında Hz. Mehdi'nin alametleri ve özellikleri anlatılacaktır.)

 

1- Hz. Mehdi, ehl-i beyt'ten olacaktır.

2- Hz. Hasan'ın (R.A) soyundan gelecektir. Ancak Resulullah efendimizin, Hz. Fatıma'ya söylediği 'Beni peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, şu ümmetin mehdisi, senin iki oğlun olan Hasan ve Hüseyin'den olacaktır' şeklindeki hadisle, bu bilgi arasında bir zıtlık yoktur, zira Hz. Mehdi'nin babasının Hasani, anasının da Hüseyni olması pekala mümkündür.

3- Hz. Mehdi'nin ismi, Peygamber Efendimizin isminden (yani Muhammed), başka bir rivayete göre de Ahmed olacaktır. Ancak bu iki isim arasında bir zıtlık yoktur, zira her ikisi ile de isimlendirilmesi mümkündür.

4- Babasının ismi, Resulullah Efendimizin babasının ismi olacaktır.

5- Hz. Mehdi, geniş alınlıdır, burnu kavislidir ve dişleri de aralıklıdır.

6- Yedi sen dünyaya malik olacaktır. (Meşhur pek çok rivayete göre böyledir, ancak buna muhalif başka nakiller de gelmiştir. Bunlara göre, bu süre bazılarında 19 sene ve birkaç ay, bazılarında 40 sene, 24 sene, 30 sene şeklindedir. Bir nakilde de onun hilafeti sırasında 9 sene ehli Rum'la barış içinde kalacağı bildirilmektedir. Kanaatımca, bu rivayetlerin hepsinin de sahih olması mümkündür. Şöyle ki, onun dünyada kalışı 40 sene olur, herkesçe zuhuru ve kuvveti 7 sene olur, bu zuhur ve kuvvet, başlangıç ve sonuç itibarıyla 20 sene sürebilir.

7- Zulüm ve fısk'la dolu olan dünya, o geldikten sonra adaletle dolup taşacaktır.

8- Muhtelif zelzelelerin olacağı bir dönemde gönderilecektir.

9- Yerde ve gökte, herkes ondan razı olacaktır.

10- Malı, eşit bir şekilde insanlara dağıtacaktır.

11- Muhammed ümmetinin gönlü, zenginlikle dolacaktır.

12- Onun adaleti her yeri kaplayacak ve insanlar arasında Hz.Peygamberin sünnet-i-seniyyesi ile muamele edecektir. Hatta birisinden, mala ihtiyacı olan kim varsa çağırmasını isteyecek, o kişi emrini yerine getirdiğinde, sadece bir kişi gelecektir.

13- Zuhurundan hemen önce, bir halifenin ölümünde ihtilaf olacaktır. İşte tam o esnada, Medine'de bulunan Hz. Mehdi, Mekke'ye gelecek ve Mekke'liler, kendisi istemediği halde ondan ortaya çıkmasını talebedecekler ve sonunda Rükun (Kabenin köşesi) ile Makam (Hz. İbarahim'in makamı) arasında ona biat edeceklerdir.

14- Biattan sonra, Şam'dan Hz. Mehdi üzerine bir ordu gönderilecek, ancak bu ordu çölde Zulhüleyfe (*) denilen yere geldiğinde, arzın dibine batırılacaktır.

15- Onun devrinde, ümmetin gerek iyileri ve gerekse de kötüleri, misli asla görülmemiş şekilde, pek çok nimetlere sahip olacaktır. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden verimli ve bereketli olacaktır.

16- Doğudan siyah bayraklı bir ordu çıkacak ve bu ordu, hiçbir kavmin yapmadığı bir savaşı yaptıktan sonra, Hz. Mehdi zuhur edecektir.

17- Doğu tarafından birtakım insanlar çıkıp, Hz. Mehdi'nin saltanatını hazırlayacaklardır.

18- Horasan'dan bir takım siyah bayraklar çıkacak ve onların sahipleri Beytül Mukaddes'e (Kudüs) geleceklerdir.

19- Hz. Mehdi 7 veya 8 sene kalacaktır. Bu süre daha uzun olursa 9 sene olacaktır. (Bu nokta daha önce izah edilmişti.)

20- Irak tarafından bir ordu, Medineli bir şahsı istemek üzere, Hz. Mehdi'ye karşı harekete geçecektir. Ancak, bu ordu çöle girdiğinde Zulhüleyfe denilen yerde öylesine toprağa gömülecektir ki, onların üstte olanları alttakileri, altta olanları üsttekileri, kıyamete kadar göremeyeceklerdir.  Bu ordunun Irak tarafından geleceği rivayeti ile, Doğu tarafından geleceği rivayeti arasında bir zıtlık yoktur, zira, pek çok nakilden de anlaşıldığı gibi, onlar Şam ehlinden olacaklardır.

21- İnsanlara malı ve eşyayı dağıtırken, saymadan bol bol verecektir.

22- Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek ‘Ey insanlar, emiriniz artık Mehdi'dir' demesine kadar devam edecektir.

23- Hz. Mehdi, çıkarken başında bir sarık olacak ve bir münadi, ‘Bu, Allah'ın halifesi olan Mehdi'dir, ona uyunuz' şeklinde nida edecektir.

24- Hz. Mehdi, başının üzerinde ‘Bu Mehdi'dir, ona uyunuz' şeklinde çağıran bir melek olduğu halde çıkacaktır.

25- Allahü Teala, İslamı nasıl Resulullah Efendimizle başlatmışsa, Hz. Mehdi ile sona erdirecektir. Kahtan ve benzerlerinin (*) İslamı yürütme görevi, bu gerçeğin dışında değildir, zira onlar da Hz. Mehdi'ye tabi kimseler olacaktır.

26- Sayıları Bedir savaşçıları adedince olan insanlar, Rükun ve Makam arasında ona biat ettikten sonra, Irak ve Şam'dan pek çok ebdallar (Hz.Mehdi'ye tabi olanlar) gelecek ve Mehdi'ye katılacaklar, fakat Şam'dan ayrı bir ordu da ona karşı gönderilecek ama bu ordu çölde yere batacaktır. Ancak, biri Mehdi'ye, diğeri de Süfyan'a mensup iki kişi sağ kalacaktır.

27- Hz. Mehdi'ye, aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişi biat edecek ve her zalim onun karşısında mağlup olacaktır. Zamanı o kadar adil olacak ki, kabirdeki ölüler, dirilere imrenecektir. Bu durum, 7 sene devam ettikten sonra artık yerin altı, yerin üstünden hayırlı olacaktır.

28- Onun bayraktarı, doğudan Temimi soyuna mensup bir genç olacaktır.

29- Beytül Mukaddes'e (Kudüs) inecektir.

30- İnsanlar, hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir.

31- Bir hadisde ‘Ahir zamanda ümmetimden bir halife çıkacak, malı sayıp hesabetmeden bol bol insanlara verecektir.' denilmiştir.

32- ‘Ümmetimden Mehdi çıkacaktır. Allahü Teala hazretleri, insanları zengin kılmak için onu gönderecektir. O zaman ümmetim nimetlenecek, hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı çok fazla olacak, Hz. Mehdi, insanlara eşit şekilde bol bol mal dağıtacaktır.'

33- Resulullah Efendimiz, ‘Yemin ederim ki Allahü Teala, benim neslimden, dişleri aralıklı, alnı açık, yeryüzünü adaletle doldurarak malı ve eşyayı insanlara bol bol ikram eden bir evladımı gönderecektir' buyurmuştur.

34- Bir hadiste ‘Onun ismi benim ismim olacak, ahlakı benim ahlakım olacak ve künyesi de Ebu Abdullah olacaktır' denilmektedir.

35- Peygamber Efendimiz ‘Horasan tarafından bayraklar çıktığını gördüğünüzde, kar üzerinde sürünerek de olsa, o bayraklara katılınız, zira içlerinde Allah'ın halifesi Hz. Mehdi vardır.' buyurmaktadır.

36- O, fitnelerin zuhur ettiği bir zaman aralığında gelecek ve ihsanı karşılıksız olacaktır.

37- Hadisde, ‘Dünyadan bir gün bile kalsa, Allahü Teala o günü uzatıp benim ehli beytimden birisini, dünyaya hakim kılmak için gönderecektir.' buyurulmuştur.

38- Konstantiniyye ve Deylem dağını fethedecektir.

39- Yeryüzünü adaletle doldurduktan sonra, Kahtani'yi emir olarak tayin edecek ve işleri o yürütecektir.

40- İsa (A.S), namazını Hz. Mehdi'nin arkasında kılacaktır.

41- İsa (A.S), semadan nüzul edecek ve onun emirliğini itiraf edecektir. İsa (A.S)'ya ‘Bize namaz kıldır' denilecek, ancak O, ‘Emir sizin içinizdedir' karşılığını vererek, ‘Bu, Allah'ın ümmeti Muhammede bir ikramıdır' diyecektir.

42- Hz. Mehdi, bu ümmetin vasatı, Hz. İsa'da ahiri olacaktır. Vasattan kastedilen, Mehdi'nin Hz. İsa'dan çok az bir süre önce geleceğini ifade etmek içindir. Hz. İsa'da, ondan hemen sonra geldiği için ahir olarak vasıflandırılmıştır. Bu bilgiler, İbni Ömer'den naklolan ve zalimlerden sonra, Allah'ın Muhammed ümmetini kendisi ile koruyacağı Cabir (*) bir şahıs, daha sonra Mehdi, bilahare de Mansur ve Selam ile Emirülgadap'ı göndereceği bilgisine zıt değildir. Peygamber Efendimiz ‘Nefsim yedi kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, Mehdi’nin babası Kureyşidir. Eğer istenseydi onu en son ceddine kadar sayardım, çünkü Hz. Mehdi, İslamın sonu olacaktır' buyurmuştur. Yukarıda belirtilen şahsiyetler, her ne kadar Mehdi'den sonra iseler de, Mehdinin sona yakın sayılmasına engel değillerdir, bunlar daha sonradırlar ama Hz. Mehdi'ye tabidirler.

İbni Ebil Caad da ‘Mehdi 21 veya 22 yıl kaldıktan sonra, gelecek olan kimselerin sonuncusu, salih bir kişi olacak ve 9 yıl adil bir şekilde hükmedecektir' demiştir.

43- Hz. Mehdi, müminlerle beraber Beytül Mukaddes'te sabah namazı kılarken o sırada nüzul eden İsa (A.S)'ı takdim edecek ve Hz. İsa, ellerini onun omuzlarına koyarak ‘Namazın kaameti senin için getirilmiş, bu yüzden sen kıldır' diyecek ve nihayet Hz. Mehdi İsa (A.S) ve müminlere imam olarak namazı kıldıracaktır.

44- Peygamber Efendimiz ‘Hz. İsa, saçlarından sanki sular damlıyormuş gibi bir halde nüzul edecek, Hz. Mehdi ona, ‘Ya İsa, geç de bize namaz kıldır' dediğinde, Hz. İsa ‘Kaamet senin için getirilmiş' diyecek ve ‘benim evlatlarımın birisinin arkasında namaz kılacaktır' buyurmuştur.

45- ‘Hz. Mehdi, benim evlatlarımdandır. 40 yaşlarındadır ve yüzü sanki yıldız gibi nurludur. Sağ yanağında siyah bir ben bulunur. Üzerinde pamuktan iki cübbesi vardır. Kıyafeti, sanki Hz. Musa zamanındaki Beni İsrail'in kıyafetine benzer. Yeraltındaki hazineleri çıkaracak ve şirk beldelerini fethedecektir.'

46- Rükun ve Makam arasındaki biat'tan önce, insanlar gurub gurub ona akın edecekler ve oraya giden herkes ondan bereket kazanacaktır.

47- Hz. Mehdi'nin rengi arabi, bedeni İsraili'dir. Sağ yanağı üzerinde parlayan yıldız gibi bir ben vardır. Onun hilafetinden yer ve gök ehli, hatta havadaki kuşlar bile razı olacaktır.

48- Bazı savaşlarına Kua denilen bir köyden çıkacaktır. Medine'den ilk çıkışıyla arasında bir zıtlık olmaması için, bazı savaşlarına bu köyden çıkacağını söylemekteyiz. MEKKE'de kendisine biat olunur. Daha sonra Şam'a, Horasan'a ve diğer ülkelere gidecektir. Son durağı ise Kudüs'tür.

Hakim, Ebu Davut ve diğer ravilerden gelen bir hadis de ‘Beytül Mukaddesin tahribi Medine'den, Medine'nin tahribi büyük bir fitne ve olaylardan, büyük fitne ve olaylar Konstantiniyye'nin fethinden,  Konstantiniyye'nin fethi de Deccal'ın çıkmasında önce olacaktır' denilmiştir. Bir başka sahih hadiste de Medine'nin tahribinin 40 sene süreceği ve sonunda orada yabani hayvanlar ve kuşlar dışında hiçbir şeyin kalmayacağı söylenmiştir.

49- Hz. Peygamber, en başta İslamı nasıl ayakta tuttuysa, Hz. Mehdi'de en sonunda aynı şekilde İslamı ayakta tutacaktır.

50- Rum'larla 3 gün savaşacak, 3. gün galibiyet onun olacaktır. Konstantiniyye fetholana kadar savaşa devam edecektir. Savaşa iştirak edenler, elegeçen altını ölçeklerle taksim edecekler. Bu sırada birisi ‘Deccal sizin çoluk çocuğunuzu elde etmiştir' diye bağıracaktır. Bu bilgi, sahih bir hadisle günümüze kadar gelmiştir ki, hadisin tamamı şöyledir: ‘Rumlar (Hristiyanlar) A'mak veya Dabık'a (Halep yakınlarında iki yer) gelene kadar, kıyamet kopmaz. Medine'nin en hayırlı insanlarından bir ordu, o gün hristiyanlara karşı çıkacaktır. Müslüman ordusu, hristiyanlara karşı harb nizamında saf saf olduğunda, hristiyanlar Müslümanlara ‘Mallarımızı harabedenlerle savaşmak için bize yol açın' diyecekler, ancak müslümanlar izin vermeyeceğinden savaş olacaktır. Müslümanlar bu savaşta 3 gruba ayrılır. Üçte biri, savaştan kaçar ve mürted olur, ve Allah  onların tövbelerini ebediyen kabul etmez, üçte biri şehit olur, ki bunlar Allah katından şehitlerin en faziletlisidir. Diğer üçte biri de, fethe devam ederler, netice de Konstantiniyye'yi alırlar. Fetihten sonra, kılıçlarını zeytin ağaçlarına asmış bir halde  ganimeti aralarında taksim ederken şeytan aniden nara atarak ‘Deccal, ehlinizi elde etmiş ve sizin yerinize geçmiştir' der. Şeytanın bu haberi yalan olduğu halde Müslüman askerler yola çıkarlar ve Şam'a gelirler. Bu sırada Deccal çıkar. Savaşmak üzere hazırlık yapıldığı bir sırada, Meryem oğlu İsa (A.S), gökten nüzul eder. Allah'ın düşmanı olan Deccal, Hz. İsa’yı görünce, tuzun suda erimesi gibi erir. Şayet İsa (A.S), onu bırakmış olsaydı, o zaten kendi kendine helak olacaktı. Ancak Allah onu, İsa (A.S)'nın eliyle öldürtür ve Hz. İsa, süngüsündeki Deccalın kanını Müslümanlara gösterir.'

Birçok nakille doğrulanan bir başka sahih hadisde de şöyle buyurulmaktadır. ‘Hz. İshak'ın oğullarından (Bir başka rivayette de Hz.İsmail'in oğullarından denilmiştir ki, doğrusu da budur) 70 bin kişi, bir tarafı karaya, diğer tarafı denize ulaşan bir beldeyi fethetmedikçe, kıyamet kopmayacaktır. Bu şehre gelindiğinde, müslümanlar savaş yapmayacaklar. Sadece La ilahe illallahü vallahü ekber dediklerinde, şehrin deniz tarafı düşecek, tekrar tekbir getirdiklerinde diğer tarafı düşecek, 3. kez La ilahe illallahü vallahü ekber dediklerinde de şehrin tamamı ellerine geçecektir. Herşeyi ganimet olarak aldıktan ve aralarında taksime başladıktan sonra aniden, ‘Deccal çıktı' şeklinde bir ses işitilecek. Bunu duyan müslümanlar, ganimeti olduğu gibi bırakacak ve geriye dönecekler.'

Hakimden gelen bir rivayette de şöyle denilmiştir: ‘Konstantiniyye'yi fethedenler, Hicaz ehlinden olcaktır. Bu hicaz ehli, misli görülmemiş bir serveti elde ederler ve mal üzerine mal yığarken, Deccalın geldiğini haber veren bir ses duyarlar. Bunun üzerine ganimeti kimi alır, kimisi de bırakır. Fakat sonunda hepsi de pişman olurlar. Sonra bakarlar ki Deccal da yoktur. Daha sonra da, Kudüs yakınındaki Lud köyüne dönmek üzere hazırlanırlar'.

Huzeyfe'den gelen bir başka rivayet ise şöyledir: ‘Bu yetmişbin kişi, rum kalelerini tekbirlerle fethederler. Konstantiniyye ve bütün Rumistan'ı fetheder ve bu arada 400 bin kafiri de öldürürler. Altından ve çok çeşitli mücevherattan müteşekkil hazineleri çıkarıp mescitleri de inşa ederler. Burada bir sene kaldıktan sonra başka bir beldeye geçerek, o beldenin de hazinelerini çıkarırlar. O anda birisi ‘Deccal Şam'da çıkmış ve bütün çoluk çocuğunuzu elde etmiş' şeklinde bağırır. ‘Hemen geriye dönerler, bir de bakarlar ki, yalandır. Sonra onlar, bin adet olan bineklerini hazırlayıp, aralarında Doğu ehli, Şam ve Hicaz ehliyle birlikte tek bir ruh ve tek bir kalp halinde Rumistan'a gitmek üzere yola çıkarlar. Bir tekbirle o beldenin duvarları yıkılır, ve bu ikinci defa da 600 bin kafiri öldürürler'.

Bütün bu anlatılanlar, uzun bir kıssanın içindeki muhtelif pasajlardır.

AÇIKLAMA : Tarihçiler, Rumistan olarak isimlendirilen bu beldeyi, dünya üzerindeki hiçbir şehirde bulunmayan bir takım hususlarla vasıflandırıyorlar. Bu özelliklere en yakın olan da Konstantiniyye'dir. Birçok rivayetle sabit olduğuna göre Peygamber Efendimiz, ‘Dünyanın sonundaki en büyük hadislerden ikisi, Deccalın çıkması ve 7 ayda Konstantiniyye'nin fethidir' buyurmuştur. Başka bir rivayette ise, bu sürenin 7 sene olacağı bildirilmektedir ve Ebu Davud, Sünen'inde bu rivayetin daha sahih olduğunu ifade etmektedir.

51- İnsanlar, bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi, Hz. Mehdinin çevresinde toplanırlar. Daha önce zulümle dolu olan dünyayı, O adaletle doldurur. Adaleti o denli olur ki, uykuda olan bir kimse dahi uyandırılmaz ve bir damla kan bile akıtımaz. Dünya, adeta asr-ı saadet devrine geri döner.

52- Aynen Zülkarneyn ve Süleyman (A.S) gibi, bütün dünyaya malik olacaktır.

53- İslamın aleyhine söylenecek bir söz bile, ona ağır gelir.

54- Hz. Mehdi, sözüne karşı gelindiği zamanlar, sağ elini sol uyluğuna vurur.

55- Peygamber efendimizin vahiyle savaştığı gibi, sünnete muhalefet karşısında o da savaşacaktır.

56- Zuhuru, Muharrem ayında olacak ve semadan gelen bir nida, ‘Bu, Allah'ın  halifesi Hz. Mehdi'dir, ona uyunuz ve sözünü dinleyiniz' diyecektir.

57- Süfyan, 360 süvari ile, Hz. Mehdi'den önce çıkacaktır. Kelp kabilesinden 30 bin kişinin katılacağı bir orduyu Irak'a gönderecek ve bu ordu Doğu'da bir şehir olan Zevra'da 100 bin kişiyi öldürdükten sonra Kufe'yi işgal edecektir. Ancak, Temimi kabilesinden Şuayb ismindeki bir komutanın emri altındaki mukabil bir ordu da Doğudan çıkacak ve Kufe işgalcilerini öldürerek, buradaki esirleri kurtaracaktır. Bunun üzerine Süfyan, ikinci bir ordu düzenleyerek Medine ye gönderecek ve 3 günlük bir işgalden sonra Mekke'ye yöneldiğinde, Allah (C.C), Cebrail aleyhisselamı ayağıyla onlara vurmakla görevlendirecek ve çöl toprağında Süfyanın bu ordusu, yere gömülecektir. Süfyana haber verecek 2 kişi dışında sağ kalan olmayacaktır. Sonuçta, müslümanlar Mekke'yi onlara teslim etmeyeceklerdir. Daha sonra Süfyan, savaşçılarının Konstantiniyye'yi tahribetmeleri için Rum'un reisine haber salacak, ancak Şam kapısında Müslümanlar galip gelerek, onların boyunlarını vuracaktır.

Süfyan, kendi zulüm ve kayfine karşı geleni öldürtür. Ve saqltnatı devam ederken aniden semadan bir münadi ‘Ey insanlar, muhakkak Allahü Teala size zalimleri, münafıkları ve onlara uyanları menetmiş ve size ümmeti Muhammedin en hayırlısı olan ve Mekke'de bulunan ismi Ahmed, babasının ismi Abdullah olan Hz. Mehdi ‘yi reis kılmıştır, ona katılınız' diyecektir. Bu arada sahabe tarafından; ‘Ya Resulullah, Mehdi nasıl bilinecektir?' diye sorulmuş ve peygamberimiz de ‘O benim neslimdendir', boyu posu sanki Beni İsrail ricalindendir, üzerinde pamuktan iki cübbe bulunur, yüzü parlayan yıldız gibi nurludur ve sağ yanağında bir nişan vardır, 40 yaşlarındadır' cevabını vermiştir.

Daha sonra Şam'dan, Mısır ve Doğu illerinden birçok insan Mekke'ye gelir, burada Rükun ve Makam arasında ona biat ettikten sonra, önlerinde Cebrail (A.S) arkalarında da Mikail (A.S) olduğu halde, Şam'a gelmek üzere Mekke'den yola çıkarlar. O zaman, yer ve gök ehli, bütün yabani hayvanlar, kuşlar, hatta denizdeki balıklar bile onun hilafetiyle sevineceklerdir. Onun devrinde, akan ırmaklar bile suyunu fazlalaştıracaktır. Hz. Mehdi, hazineleri çıkaracak ve Şam'a geldiğinde Taberiye adasına ulaşan ağacın altında Süfyan'ı keserek öldürecektir. (Buna zıt başka bir rivayet de gelecek, ancak bu nakil daha sıhhatli olduğu için öne alındı.)

Ve yine Hz. Mehdi, Kelp kabilesini yok edecektir. Resulullah Efendimiz bu savaşla ilgili olarak ‘Kim o savaşta bulunmamışsa, zarara uğramıştır' buyurmuştur. Bu kabilenin yok edilmesine, içkiyi helal kılmaları sebebiyle müsaade edilmiştir.

58- Fitneler ve savaşlar, Ramazan ve ondan sonraki Zilhicce ayına kadar devam ettikten sonra, Muharrem ayında Mehdi'ye biat edilecektir. Yanan ateşlerin alevlerini söndürecek kadar şiddetli olan bu fitne ve savaşlardan sonra, Hz. Mehdi Mekke'ye gidecek ve burada, kendisi istemediği halde, insanların ‘Eğer kabul etmezsen, senin boynunu vururuz' şeklindeki zorlamalarından sonra Rükun ve Makam arasında biatlarını kabul edecektir.

59- Bir özelliği de, yürürken uyluklarının açık ve birbirinden uzak olmasıdır.

60- Mehdi, adil bir hakem olarak çıkacak, haçları kıracak, domuzu öldürecek ve eşyayı, malı dağıtacak, fakat bolluktan dolayı kabul eden olmayacaktır. Bu rivayet ‘Bunları, Hz. İsa yapacaktır' şeklindeki nakle zıt değildir, zira bunları, her ikisi de birlikte yapacaklardır.

61- Hz. Mehdi, Rumistan'ı 4 tekbirle fethedecek ve burada 600 bin kişiyi yok edip  Beytül Mukaddes'in hazinelerini, Tabut-u Sekine'yi (*), Beni İsrail sofrası ile levhaların madenlerini (*) Hz. Adem'in cübbesini, Hz. Süleyman'ın minberinin asasını ve Allah'ın Beni İsrail'e gönderdiği süt kadar beyaz olan eldivenleri çıkaracaktır.

Hz. Mehdi daha sonra, uzunluğu 1000 mil, genişliği ise 500 mil olan ve Kati denilen beldeye gelir. Bu beldenin 360 kapısı vardır ve her kapıdan 1000 savaşçı çıkar. Mehdi'nin askerleri 4 tekbir getirdikten sonra şehrin duvarları yerle bir olur ve içindeki bütün malları alarak, ganimet olarak taksim ederler. Bu ordu 7 yıl burada kaldıktan sonra Beytül Mukaddes'e geçer ve bu arada Deccal'ın, İsfahan Yahudileri ile çıktığı haberi onlara ulaşır.

62- Tahur b. Esma, Beni İsrail ile savaşır, onları esir alır ve içindeki hazineleri aldıktan sonra Beytül Mukaddes'i ateşe verir, aldığı hazineleri de 1700 gemi ile denizden götürür.

Huzeyfe (R.A) diyor ki ‘Peygamber Efendimizden işittim ki, Hz. Mehdi o hazineleri gemilerden geri alıp, tekrar Beytül Mukaddes'e getirecektir.'

Daha sonra Hz. Mehdi ve ordusu, içinde yüz çarşının ve her bir çarşıda da yüzbin esnafın bulunduğu Rumistan beldesine gelirler. Burayı da fethettikten sonra uzunluğu 1000 mil, genişliği 300 mil olan, 300 kapalı, kara ile çevrili ve yeşil deniz üzerindeki Kati denilen beldeye gelirler.

63- Hz. Mehdi, sanki Beni İsrail ricalindendir, yeryüzünün hazinelerini çıkaracak ve küfür diyarlarını fethedecektir.

_____________________

(*) Mütercimin Notu:
Zulhüleyfe, Medine'ye 10km. mesafede, hacıların ihrama girdiği bir yerdir.

(*) Mütercimin Notu:
Bu zat'lar Mehdi'den sonra başa geçecek olanlardır.

(*) Mütercimin Notu:
Cabir : Himaye eden, koruyan demektir.

(*) Mütercimin Notu:
Hz. Davud'a ait, içinde mukaddes emanetlerin bulunduğu tabut.

(**) Mütercimin Notu:
Hz. Musa'ya gelen, on emrin üzerine yazıldığı gerçek Tevrat levhaları.


 

İKİNCİ BÖLÜM

(Bu bölüm'de Mehdi hakkında, sahabe'den intikal eden rivayetler anlatılacaktır.)

 

1- Mehdi'den önce, yaygın katliamların vuku bulacağı büyük bir fitne görülecektir. Bu dönem için, ‘Şam ehline hatta onların zalim olanlarına bile sövmeyiniz, zira onun askerleri, Şam ehlinden olacaktır' denilmiştir.

Sonra Allah (C.C), insanları darmadağın edecek olan bir yağmuru semadan boşaltacaktır. İnsanlar o hale gelecekler ki, eğer savaşsalar tilkiler bile onlara galip gelecektir.

Ve sonra, Allah (C.C), 12 bin askerle Mehdi'yi gönderir. (Bir rivayette 15 bin). Onlar 3 bayrak altında, 7 bayrak taşıyanlarla savaşırlar ve alametleri ‘Ümmet, ümmet' şeklinde bağırmalarıdır. Her bir bayrağı taşıyan, mülkün kendisinin olacağı ümidini taşırken Mehdi çıkacak ve Deccal çıkıncaya kadar Müslümanların ülfet ve muhabbetini kazanacaktır. Bu rivayetlerin çoğu, Peygamber Efendimizden de varit olmuştur.

2- Masum insanlar katloluncaya kadar Mehdi çıkmayacak ve bu katliamlara yerde ve göktekiler, artık tahammül edemez bir hale geldiğinde zuhur edecektir. Hz. Mehdi gelince, insanlar onu aşk ve muhabbetle kucaklayacaklardır.

3- Hz. Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı, büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. Hilafet, ona evinde otururken gelecek ve devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi olacaktır.

4- Çıkış alametlerinden birisi de, daha önce zikredildiği gibi, çölde bir ordunun yere batmasıdır.

5- Doğu tarafından çıkacaktır. Geldiğinde, karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır.

6- Ona göre en mes'ut kimseler, Kufe ehlidir.

7- Moğol nesli, Müslümanlara saldıracak, halife ölecek ve 2 sene biattan sonra azledilecek olan zayıf bir adam başa geçecek, Şam batısındakş bir cami batacak, ve Şam'dan 3 kişi ile batıdan gelenler birlikte Mısır'a gidecekler… Bu ise, Süfyan'ın alameti olacaktır.

8- Bir münadinin semadan ‘Hak, Muhammed (S.A)'in ehlindedir' şeklinde bağırmasından sonra, Hz. Mehdi'nin sevgisi insanların kalbine yerleşecek, dillerde onun adı dolaşacak ve ondan başka bir şeyden bahsedilmeyecektir.

9- Siyah bayraklar taşıyan ordular çıkacak ve Süfyan'la savaşacaklar. Onların y savaş, Temimi soyundan Salih oğlu Şuayb adındaki bir kumandanın öncülüğünde yapılacaktır.

10- Mehdi'nin gelmesinden önce, Süfyan'ın ordusu Kufe'ye gidecek, Horasan ehli de Mehdi'yi aramaya çıkacaktır. Horasan ehli ve aralarında Haşimi gencin bulunduğu ordu siyah bayraklarla birleşecekler ve başlarındaki önder, Şuayb b. Salih olacaktır. Bu ordu, Süfyan'la Estahir kapısının sağında karşılaşacak ve büyük bir savaştan sonra Süfyan'ın askerleri dağılacak ve siyah bayraklar galip gelecektir. İşte o zaman insanlar Mehdi'yi temenni edecek ve onu arayacaklardır.

11- Mehdi gelmeden önce onun ehli beytinden birisi Doğudan çıkacak, hedefi Kudüs olarak 18 ay kılıçla savaşacak, fakat oraya varamadan vefat edecektir.

12- Hz. Mehdi çıkmadan önce, Medine'de simsiyah taşların bile kan içinde kaybolacağı büyük bir vak'a olacaktır. Bu olayda, bir kadının öldürülmesi bir kamçının sallanması kadar kolay olacaktır. Ve bu olay 2 km kadar yayılacak, bilahare Mehdiye biat edilecektir.

13- Medine'nin reisi, Mekke'deki Haşimilerden bir ordu ile yardım isteyecek ve Medine asileri bu ordu ile hezimete uğratılacak. Şam'daki halifenin bunu haber almasından sonra, Süfyan tarafından bir ordu da Mekke'ye gönderilecek. Aydınlık bir gecede çölde ilerleyen bu orduyu gören bir çoban ‘Eyvah, Mekke'ye yazık olacak, vay başlarına gelene!' şeklinde söylenirken, ordunun bir anda gözden kaybolduğunu görecek  ve ‘Sübhanallah' diyecek, ‘Nasıl da kısa bir zamanda kayboldular?' Aşağıya inip baktığında ise, yarısı yerin içinde yarısı da yerin dışında kalmış bir yorganı farkedecek, onu çıkarmaya çalışacak, bir türlü çıkaramayınca da, gördüğü ordunun toprağa battığını anlayacak ve hadiseyi müjdelemek için Mekke reisine koşacak. Bunu haber alan Mekke reisi, Allah'a hamdedecek ve ‘İşte, bizim beklediğimiz alamet buydu' diyecek. Daha sonra da Şam'a geçecekler.

14- Mehdi çıkmadan önce, milletler arasında ticaret ve yollar kesilecek, insanlar arasında fitneler çoğalacaktır. Muhtelif ülkelerden birçok alim, birbirlerinden habersiz şekilde Mehdi'yi aramak üzere yollara çıkacak ve alimlerden her birisine 310 kadar insan refakat edecektir. Sonunda hepsi de Mekke'de buluşurlar. Ve birbirlerine ‘Buraya niçin geldiklerini' sorduklarında, hepsi de ‘Bu fitneleri önleyecek ve Konstantiniyye'yi fethedecek olan Mehdi'yi arıyoruz, çünkü biz onun, babasının anasının ve ordusunun isimlerini öğrendik' şeklinde cevap verirler. Hep birlikte onu aradıktan sonra, Hz. Mehdi'yi Mekke'de bulacaklar, ‘Sen, Mehdi'sin' dediklerinde O inkar edecek ve Medine'ye kaçacaktır. Ancak O'na Medine'de yetişecekler, O ise tekrar Mekke'ye gidecek, onu tekrar bulacaklar ve kendisine ‘Senin ismin budur, babanın ismi şudur, alametler sende mevcuttur' diyecekler, ancak O yine inkar ederek Medine'ye kaçacaktır. Sonunda onu Mekke'de Rükun'da tekrar bulacaklar ve ‘Eğer elini bize uzatıp biatımızı kabul etmezsen, ve başında Haddam'dan birisinin bulunduğu, amacı da bizim canımızı almak olan Süfyan ordusuna karşı bizi korumazsan, bütün günahımız ve dökülen kanlarımız boynuna olsun' diyecekler. Bu konuşmadan sonra Hz. Mehdi, Rükun ve Makam arasına oturup, elini uzatarak biatları kabul edecektir. Daha sonra da Allah (C.C), bütün insanların kalplerini onun muhabbetiyle dolduracaktır. Sonra O, gündüzleri aslan, geceleri abid olan bir kavimle yürüyecektir.

15- Hz. Mehdi'nin zuhurundan önce bir Haşimi çıkacak, Kudüs'e ulaşmak için 18 ay savaşacak, ancak daha varamadan Süfyan, Mehdi'nin üzerine bir ordu gönderecek ve bu ordu çölde yere batacaktır. Bu olay Şam'a ulaştığında, Şam ehli kendi halifelerini, ‘Mehdi çıkmıştır, ona biat et, yoksa seni öldürürüz' şeklinde zorlayacaklar ve halife, biat edeceğine dair Mehdi'ye haber gönderecek ve hazinelerini de yanına alarak Beytül Mukkaddes'e gelecektir. Daha sonra Arap, Acem savaşçılar, Rum'lar ve birçok insan savaşmadan Mehdi'ye itaat ederler. Hz. Mehdi, Konstantiniyye ve diğer birçok beldede camileri inşa eder.

16- Hz. Mehdi'nin doğum yeri Medine'dir.

17- Hicret edeceği yer Kudüs'tür.

18- Sakalı bol ve sık olacaktır.

19- Gözü sürmeli olacaktır.

20- Dişleri parlak olacaktır.

21- Yüzünde bir ben bulunacaktır.

22- Omzunda, Peygamber efendimizdeki nübüvvet mührü bulunacaktır.

23- Peygamber efendimizin bayrağıyla çıkacaktır. O bayrak, dikilmemiştir, siyah ve dört köşelidir. Peygamberimizin vefatından sonra hiç açılmamış olup ancak Hz. Mehdi tarafından açılacaktır.

24- Allah (C.C) onu 3 bin melekle destekleyecektir. O melekler, Hz. Mehdi'ye muhalefet edenin yüzüne ve arkasına vurcaktır.

25- Yaşı 30 ile 40 arasında olduğu halde gönderilecektir.

26- Esmer ve orta boylu olacaktır.

27- Haşimi'dir, hilafeti Hz. İsa'ya devredecektir.

28- Ondan önce bir fitne olacak, Hz. Ali'nin soyundan bir adam çıkacak ve etrafına geniş bir cemaat toplanacaktır. Bu insan, Allah'ın dinine zerre kadar muhalefet etmeyecektir. Sonunda ölecek veya öldürülecektir. Bilahare de Mehdi zuhur edecektir.

29- İnsanlar birlikte hacca gidecek ve hep beraber Hz. Mehdi"yi arayacaklar. Bu arada kabileler arasında, ayakları kanlar içinde bırakacak kadar büyük savaşlar olur, sonra da bir hayra iltica ederler. Hz. Mehdi'yi yüzü Kabe'ye dayanmış, ağlar bir halde bulacaklardır. İnsanlar o zaman "Gel sana biat edelim" dediklerinde, O, "Size yazıklar olsun, ne kadar sözünüzden dönüyor, ne çok kan döküyorsunuz" diyecek ve istemediği halde biatları kabul edecektir. "Siz ona yetişirseniz, biat ediniz, çünkü o yerde ve gökte Mehdi'nizdir' buyurulmuştur.

30- Şam ehlinden, Bedir savaşçıları adedince insan yanına gidecek ve Hz. Mehdi'yi Mekke'den çıkararak Safa'daki bir evde, kendisi istemediği halde ona biat edilecektir. Daha sonra Hz. Mehdi, onlara 2 rekat namaz kıldıracak ve Makam'ın yanında minbere çıkacaktır.

31- Rükun ve Makam arasında kendisine biat edilecektir. Hz. Mehdi, o kadar merhametli olacaktır ki, zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır.

32- Resulullah Efendimizin bayrağıyla çıkacaktır.

33- Mekke'deki hazineleri, malları ve silahları Allah yolunda taksim edecektir. Hz. Ömer kendi zamanındaki ganimet mallarını biriktirirken, Hz. Ali'ye "Bu malları taksim mi edeyim, yoksa gömeyim mi?" diye sormuş, ve ondan "Bu hazineyi Mehdi geldiğinde, O taksim edecektir" cevabını almıştır. Bu rivayete karşı çıkan Ahmet ve Ebu Davud'un naklettikleri bir hadisde ise, Resulullah efendimiz "Sizi terk ettikleri gibi siz de Habeşileri terk ediniz, zira Kabe'nin hazinesini Habeşli Züssevikateyn çıkaracaktır" buyurmuştur. Bu iki rivayet aslında birbirine zıt olmayıp arasında ce'm mümkündür, belki Kabe'nin iki hazinesi vardır, birini de Mehdi çıkaracaktır.

34- Onun zamanında yeryüzü içindeki hazineleri dışarıya fırlatacaktır.

35- Bu madde ana metinde bulunmayıp, herhalde atlanmış olması gerekir.

36- Hz. Mehdi, uçan bir kuşa işaret ettiğinde kuş hemen bu emirle yere düşecek, kuru bir ağacı diktiğinde de ağaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır.

37- Rum kaleleri ve Rumistan'ı tekbirlerle fethedecektir.

38- Onun zamanında, kurtla koyun bir arada oynayacak, yılanlar çocuklara bir zarar vermeyecektir. İnsan bir avuç tohum atacak, 700 avuç hasatedecektir. Riya, riba, zina, içki kalmayacak, ömürler uzayacak ve emanet zayi olmayacaktır. Kötüler helak olacak, Peygamber Efendimize buğzedecek kimse kalmayacaktır. (Bütün bunlar, Hatime bölümünde de izah edileceği gibi, Hz. İsa'nın nüzulundan sonra olacaktır.)

39- Hz. Mehdi, hiçbir bid'atı bırakmayacak ve bütün sünnet-i seniyye'yi ihya edecektir. Konstantiniyye, Çin ve Deylem dağlarını fethedecek ve bu durum 7 yıl devam edecektir. Ancak onun her senesi, sizin 20 senenize bedel olacaktır. Sonra Allahü Teala dilediğini yapacaktır.

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

(Bu bölümde Tabiin (*) ve Tebe-i tabiinden (**) gelen Mehdi hakkındaki rivayetler anlatılacaktır.)

 

1- Onun ismiyle semadan nida olunacak ve hiç kimse onun mehdiliğini inkar edemeyecektir.

2- O, güneşten bir alamet belirinceye kadar gelmeyecektir.

3- Mehdi için 2 alamet vardır ki, Allah (C.C), kainatı yarattığından beri bunlar vaki olmamıştır. Bunun birincisi, Ramazanın birinci gecesi ayın, ikincisi ortasında güneşin tutulmasıdır.

4- Mehdi'den önce Beni Abbas için siyah bayraklar çıkacak, sonra Horasan'dan, başlarında Şuayb b. Salih Temimi'nin bulunacağı, sarıkları siyah, cübbeleri beyaz bir ordu toplanacak ve bu ordu, Süfyan'ın ordusunu hezimete uğratacaktır. Bilahare Kudüs'e inecekler ve Hz. Mehdi için saltanat hazırlayacaklardır. Bu ordunun çıkması ile, halifeliği Mehdi'nin teslim alması arasında geçen zaman 72 aydır.

5- Onun kumandanları, insanların en hayırlısıdır. Onun yardımcıları, Yemen ve Şam ehlinden olacaktır. Önlerinde Cebrail (A.S), arkalarında Mikail (A.S) bulunacaktır. Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın, yanlarında hiç erkek olmaksızın, rahatlıkla hacca gidebileceklerdir.

6- Peygamberlere dair olan kitaplarda, "Mehdi'nin işi zulüm ve kötülük değildir" şeklinde işaret edilmiştir.

7- Kuzey illerine bir bayrak dikecek onları, hezimete uğrattıktan sonra, ellerindeki esir ve ganimetleri alarak Şam'a geçecek, burayı da fethettikten sonra, köleleri bedellerini ödeyerek sahiplerinden alacak ve azat edecektir.

8- Mehdi, insanlar arasında 39 sene kalacaktır.  Onun zamanında, büyükler "keşke ben küçük olsaydım", küçükler de "keşke ben büyük olsaydım" diyeceklerdir,

9- Hz. Mehdi, 40 sene baki kalacaktır.

10- Mehdi'nin hayatı 7 veya 8 ya da 9 yıl olacaktır. Bu üç görüşü şu şekilde birleştirmek mümkündür:

Hayat'ından kastedilen, görevlendirildiği andan başlayarak, hükmedeceği süre olabilir. Yoksa 7,8 veya 9 yıl yaşayacağı anlamına değildir.
"30 sene'dir" tabiri de belki onun hakimiyetinin en çok bu kadar süreceğine işaret içindir.
"40 sene'dir" diyenlerin görüşü de 30 yıl olacağını ifade edenlerle ayni şekilde yorumlanmalıdır.

11- Hz. Mehdi 14 sene yaşayacaktır. Bunun anlamı, özel bir yaşantı demektir ki, diğer rivayetlere bir zıtlık arz etmez. Mesela, Süleyman b. İsa'dan da işitildiğine göre, Mehdi, Kudüs'de 14 yıl kalacaktır.

12- 40 yıl kadar yaşadıktan sonra, yatağında Allah'ın rahmetine kavuşacaktır.

13- Onun yanına, büyük bir fitneden sonra kendilerine hükmetmesi için gidilecek ve ancak ölümle tehdit edildikten sonra başa geçmeye razı olacaktır. Ondan sonra insanlar arasında bir damla kan dökülmeyecektir.

14- Alimler, 1204 yılında yapılacak olan bir icma'da ahir zamanda bir mehdi'nin geleceği konusunda fikir birliği edeceklerdir.

15- Mehdi'nin bayraktarı, sakalı hafif, rengi sarı, küçük bir genç olacaktır. Dağlar ona karşı çıksa, onları aşacak ve Belye'ye kadar inecektir.

16- Ondan önce Şam ve Mısır melikleri öldürülecektir. Ve Şam ehli, Mısır'lı kabileleri esir alacaklardır. Doğudan siyah bayraklı bir adam, Şam sahibinden önce çıkacak ve Mehdi'nin itaatına girecektir.

17- Ondan önce, Afrika'da bir emir 12 yıl malik olacak, sonra Afrika'yı adaletle dolduran esmer bir adam; Mehdi'ye gelerek onun yanında savaşacaktır.

18- Ondan önce Horasan'da siyah bayraklar çıkacak ve Mehdi, Mekke'de zuhur ettikten sonra onun yanına gideceklerdir.

19- Onun alametlerinden birisi de, Beni Abasın değirmeninin dönmesidir. (Mütercimin notu: Bu bir teşbih olsa gerektir. Herhalde kastedilen, Beni Abbasın sözünün geçmeye başlaması olacaktır) Diğer bir alameti de, siyah bayraklı ordunun askerlerinin, atlarını Şam'daki zeytin ağaçlarına bağlamalarıdır. Diğer bir alameti de, "ciğerleri yiyenlerin oğlu" (zalim) olan Süfyan'ın Beni Abbas ve Beni Cafer'i mağlub etmesidir ve ardından Süfyan Şam minberine oturacak ve Berberi kavmi de Şam'a gelecektir.

20- Süfyan'ın ordusu, Horasan, Fars diyarı ve sonra Doğu'daki insanlara ulaşır. Doğu insanları onlara karşı çıkarak, defalarca savaşırlar. Sonra da sağ avucunda ben olan bir Haşimi'ye biat ederler. Allahü Teala, ona bütün yolları ve işleri kolay kılacaktır. Bu Haşimi'nin Horasan ehlinden 5000 civarında bir ordusu vardır, başlarında da Şuayb b. Salih Temimi bulunur. Bu Haşimi'nin rengi sarı, sakalı hafiftir. Ordusuyla, dağlar karşı çıksa, aşıp geçecektir. Süfyanla savaşacak, ancak büyük bir savaştan sonra mağlup düşecek ve Kümme'ye kaçacaktır. Bu Haşimi, Mehdi ile babadan kardeş olup, mehdi zahir olduktan sonra o da çıkacaktır. Bazıları, onun Hz. Mehdi'nin amca oğlu olduğunu söylemişlerdir. Şam'a geldiği duyulduğunda, ona Kudüs'te bir ev tahsis edilecektir.

21- Ordusunu Medine'ye gönderen Süfyan, "Beni Haşimi'den kimi bulursanız, öldürürün" emrini veriyor. Müslümanlar da Mehdi zahir olup toparlanana kadar dağlara kaçıyorlar.

22- Çıkışının bir alameti de Batı'dan bayrakların çıkması ve başlarında Kende kabilesinden topal bir adamın bulunmasıdır.

23- Alametlerden birisi de, 200. senede bir Mehdi'nin çıkmasıdır. (Mütercimin notu: Bu Mehdi'den kastedilen, ahir zaman Mehdi'si gibi İslamı ihya eden bir şahsiyet olsa gerekir.)

24- Hz. Mehdi, beraberinde Peygamber Efendimizin bayrağı, gömleği ve birçok alametleri olduğu halde yatsı vaktinde Mekke'de ortaya çıkar. Nurludur ve yanında şahitleri vardır. Yatsı namazını kıldıktan sonra uzun bir hutbe irad edecek, ve insanları Allah ve Rasulüne itaat etmeye devam edecektir. Daha sonra Hicaz'ı fethedecek ve Beni Haşimi'lerin hayiste olanlarını kurtaracaktır. Bilahare O'nun yanına Küfe'den siyah bayraklı bir ordu gelir. Ondan sonra dünyayı fethetmek için bu orduyu çeşitli yerlere gönderecektir.

25- Süfyan, esir olarak ona getirilecek ve rahmet kapısında öldürülecektir. Ganimet ve serveti ise Şam caddelerinde dağıtılacaktır.

26- Mekke'deki batma olayını işittiği zaman, aralarında ebdalların bulunduğu 12 bin asker toplanacak ve Belye denilen yere varacaklar. Süfyan, ordusunun battığını öğrenince Mehdi'ye itaat etmeyi düşünür, ancak Kelp kabilesinin başkanları tarafından ayıplanır. Buna rağmen, gene de Mehdi'ye gelir ve itaat edeceğini söylediği için onun tarafından kabul edilir. Ancak bu kez itaat'tan vazgeçtiğini söyler ve Hz. Mehdi de onu öldürmeye karar verir. Daha sonra Hz. Mehdi, Kelp kabilesi ile savaşacak ve onları yok edecektir.

27- Hz. Mehdi, her dokuz kişiden yediyi çıkarmayacaktır.

28- Bu madde ana metinde bulunmayıp, herhalde atlanmış olması gerekir.

29- Hz. Mehdi, Allah'tan çok korkan birisi olacaktır. Aynen, kartal cinsinden, Nesir kuşunun kanatlarıyla titremesi gibi Allah'tan korkacaktır.

30- Hz. Mehdi'nin kaşları ince, araları açık ve gözlerinin siyahı büyük olacaktır. Şam minberinin üzerine oturup insanlara hitabedebilinceye kadar, Hicaz'dan gelmeyecektir. (Şam minberine oturduğu 18 yaşında olacağı söylenmişse de, bu görüş bilahare reddolunmuştur.)

31- Mekke'deki batmadan sonra, Bedir ashabı adedince insanlar çıkacaktır. (Bu eşraflar itibarıyladır, yoksa ona tabi olanlar çoktur.) Onun ashaplarının reisleri, Berazi kabilelerinden olacak. O gün sema'dan gelen bir ses "Biliniz ki, Allah'ın yeryüzündeki dostları, Mehdi'ye tabi olanlardır" diyecekler.

32- Süfyan, Kufe'ye geldiğinde Mehdi'nin çıktığı haberi ona ulaşır. Bunun üzerine bir ordu gönderiyor. Ve bu ordu çölde batıyor, ancak biri Süfyan taraflısı, diğeri Mehdi taraflısı iki kişi sağ kalıyor. Bilahare Mehdi, Mekke'den Süfyan ise Kufe'den Şam'a yönelip gidiyorlar. Ancak Süfyan ondan önce Şam'a varıyor. Hz. Mehdi, ikinci bir ordu ile mektup göndererek, Süfyan'dan kendisine biat etmesini istiyor ve sonra Kudüs'e geçerek orada 3 yıl kalıyor. Bu arada Kelp kabilesine mensup birisi Kenane'den çıkarak Bensan'a kadar geliyor. Hz. Mehdi ise buraya bir ordu göndererek bu kabileyi bozguna uğratıyor. Ve sonra Süfyan esir olarak getiriliyor ve Safa tepesinde koyun gibi boğazlanıyor.

33- Hz. Mehdi, Tabut-u Sekine'yi Antakya mağarasından çıkaracaktır.

34- Bu madde ana metinde bulunmayıp, herhalde atlanmış olması gerekir.

35- Yanında Hz. Peygamberin bayrağı bulunacaktır.

36- Bayrağın üzerinde "Biat, Allah içindir" yazılıdır.

37- Hz. Mehdi, işlerinde çok disiplinli, cömert ve fakirlere karşı çok merhametli olacaktır.

38- Dünya'da ismi geçecek bir halife kalmayıncaya kadar çıkmayacaktır.

39- Ondan önce, bir Haşimi malik olacak, ve Emevi'lerden az sayıda insan kalacaktır.

Daha sonra ise her bir adam başına 2 kişiyi öldürerek, kadınlardan başka kimseyi sağ bırakmayan bir Emevi çıkacak, bilahare de Hz. Mehdi zuhur edecektir.

40- Çok yaygın ve sona ermesi mümkün görülmeyen bir fitne çıkacak, ve bu fitne, semadan 3 kez "Emir, mehdi'dir, gerçek O'dur" şeklindeki nida'ya kadar sürecektir.

41- Sema'dan bir münadi çıkacak ve "Hak, ali-Muhammed'indir", yerden de bir münadi çıkacak ve O da "Hak, İsa'nın alindedir" şeklinde sesleneceklerdir. Abbas (R.A) bu konuyla ilgili olarak "Yerden gelen ses şeytandan, sema'dan gelen ses ise    Allah'tandır" buyurmuştur.

42- Semadan zuhur eden bir el ve "Emiriniz Mehdi'dir" şeklinde bir nida duyuluncaya kadar tefrika ve ihtilaflar devam edecektir.

43- Hz. Mehdi ile Süfyan karşı karşıya geldiğinde bir münadi şöyle seslenecek : "Allah'ın dostları Mehdi'nin arkadaşlarıdır."

44- O günün alameti: Sema'dan bir el uzanacak ve insanlar ona bakacak ve göreceklerdir.

45- O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görünecektir.

46- Ramazan'da iki defa ay tutulması olacaktır.

47- Hz. Mehdi'nin zamanında, adalet o kadar bol olacak ki, zorla alınan her mal sahibine geri verildiği gibi, bir insanın başkasına ait olup da, dişinde kalmış bir şey bile sahibine iade edilecektir.

48- Taberiye adasındaki Tabut-u Sekine, ortaya çıkarılacaktır. Tabut getirilip Beytül Mukaddes'te ona teslim edildikten sonra açılacak ve bunu görenlerin çoğu, pek azı haricinde müslüman olacaktır.

49- İnsanlar 95. seneye kadar malik olacak, yani işler iyi gidecek, 97 veya 99 senede mülkleri zail olacak ve nihayet 200 senede bir mehdi gelecektir. (Mütercimin notu: Bunu izah için 23. madde'ye bak)

50- İnsanlar oldukça hayırla, yaşantıları gayet rahat olacaktır. Beni Abbas'ın önderliği kaybolmayacak, sonra fitneler başlayacak, nihayet Mehdi çıkacaktır.

51- Kurduğu ilk orduyu, bekletmeden hemen cihada gönderecektir.

52- Deccal, Müslümanları Beytül Mukaddes'te mahsur bırakacaktır. Müminler burada, öyle bir açlıkla karşı karşıya gelecekler ki, para keselerini bile yemek zorunda kalacaklar. Bu sırada, gecenin karanlığı içinden bir ses işitecekler ve bu sesin tok bir adama ait olduğunu birbirlerine söylerlerken İsa b. Meryem'i karşılarında göreceklerdir. Hz. Mehdi onu Müslümanlara takdim ettikten sonra namazı kıldıracak, bilahare önderliği Hz. İsa'ya verecektir.

53- Hz. Mehdi, Avta bölgesinde Hars olarak isimlendirilen bir köy batana kadar çıkmayacaktır.

54- Sema'dan bir ses, onu ismiyle çağıracak ve Doğu'da Batı'da hatta uykuda olan bile bu sesi duyacak ve uyanacaktır.

55- Konstantiniyye'nin fethi sırasında, sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek, deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takibeden Hz. Mehdi, karşı kıyıya geçecektir. Sonra bir bayrak daha dikecek ve diyecek ki "Ey insanlar, ibret alınız. Deniz, Beni İsrail'e nasıl yol verdiyse, bize de öylece yol verdi" Ondan sonra, hepsi, tekrar tekrar tekbir getirecek ve 12 tekbirle, şehrin 12 burcu da düşecektir.

56- Kudüs'ü fethedecek olan Hz. Mehdi, Hindistan'ı da fethedecek olan bir ordu gönderecektir. Buradaki hazineleri alıp, onları Beytül Mukaddes'e dahil edecektir. Hint liderleri de zincirlere bağlı bir halde ona getirilecektir. Hz. Mehdi, Doğu-Batı arasındaki her yeri fethedecektir.


(*) Mütercimin Notu:
Tabiin : Sahabe'yi gören

(**) Mütercimin Notu:
Tebe-i Tabii: Sahabe'yi göreni gören

 

HATİME

(Bu bölüm'de muhtalif nakiller anlatılacaktır)

 

Birincisi:İbni Sirinden gelen bir riveyette, "Hz. Mehdi, Ebu Bekir (R.A) ve Ömer (R.A)'dan daha hayırlıdır, belki de bazı peygamberlerden bile efdaldir" deniliyor. Yine İbni Sirin sahih bir nakilde "Ebu Bekir (R.A), ondan daha faziletli değildir" demektedir. Bu ikinci rivayet, anlam olarak birinciden daha hafif gibi gözüküyorsa da, yine de tev'ili gerektirir. Zira bu husustaki sarih hadislere ve icma'ya göre, Ebubekir (R.A) ve Ömer (R.A), ondan daha hayırlıdırlar. Belki de bütün sahabe-i kiram ondan daha efdaldir. Ancak İbni Abdül Birr, buna muhalefet etmiş ve "Hz. Mehdi, dört halife hariç diğer sahabe'den üstündür" demiştir. Peygamberimizin sahabeye söylediği ve "Ahir zamanda bir müminin sevabı, sizden 50 kişinin sevabına denk olacaktır" şeklindeki ifadesi de, yukarıdaki hadis gibi tev'ili gerektirir. Çünkü, Hz. Mehdi'nin üstünlüğü, onun devrindeki fitnelerin sahabe zamanına göre daha şiddetli olmasından ve Hz. Mehdi'nin Deccal ve Rum'larla olan mücadelesinden ileri gelmektedir ki, üstünlüğünün sırrı buradadır. Ancak diğer özellikleri ile birlikte düşünülürse, sahabenin efdaliyeti tartışılamaz. Zira, bazı özellikler vardır ki, faziletçe daha aşağıda bulunanda görülebilir, fakat daha üstün olanda bulunmayabilir. Yine, Hz. Mehdi'nin zamanında gerçek müminlere bol bol nimet verilecek fakat kötülerde mahrum bırakılmayacaktır.

Netice olarak, sevap ve derece bakımından sahabenin mutlak manada Hz. Mehdi'den daha faziletli olduğu kesinidir.
İbni Sirin'in "Bazı Peygamberlerden de efdaldir" sözünden kastı, Hz. Mehdi'nin İsa (A.S)'ya imamlık yapması münasebetiyle olması gerekir. Malum olduğu üzere imam, ona tabi olanlardan daha faziletlidir. Ama aslında, bu fazilet, Peygamber efendimize nispetendir, zira onun İsa (A.S)'ya imamlık yapması, Hz. İsa'nın Peygamber Efendimizin şeriatıyla amel edeceğine işarettir.

İkincisi:Velid b. Müslim'den, o da bir başkasından nakletmiştir ki, Mehdi'ler 3 tanedir:

- Mehdiyyül Hayr : Bu, Ömer bin Abdülaziz'dir.
- Mehdiyyüddem : O, kanları dindiren hakiki mehdi'dir.
- Mehdiyüddin : Hz. İsa'dır. (A.S)

Süleyman b. İsa'dan gelen bir rivayette "Bana ulaşan bir habere göre, Hz. Mehdi 14 sene Kudüs'te kalacak, ardından ölecek ve Mansur'a tabi olanlardan birisi gelecek, O da Kudüs'te 21 sene kaldıktan sonra öldürülecek, yerine Mevla adında birisi geçecek, 3 sene sonra O da öldürülecek ve bilahare Haşimülmehdi gelip 3 sene 4 ay 10 gün kalacak" denilmiştir.

Kab b. Mehdi'den gelen bir haberde "Kahtani adında ve Yemenli olan bir halife gelecek, Hz. Mehdi'nin yolunda gidecek, Rum beldelerini fethederek ganimetlerini alacaktır" deniliyor.

Yine O'ndan rivayet olunur ki, "Bunun arkasından, halifenin ehli beytinden birisi gelecek, şerri hayrından fazla olacak ve az bir süre kaldıktan sonra kendi ehlinden birisi tarafından öldürülecektir."

Kab'dan gelen bir başka rivayette de "Mahzum kabilesine mensup birisi başa geçecek, daha sonra Mevla gelecek sonra da karşı geleni yok eden, uzun boylu, çok kuvvetli, geniş omuzlu bir arabi başa geçecek ve Beytül Mukaddes'e geldikten sonra ölecektir. Daha sonra ise, iyileri öldüren zalim bir Mısır'lı hükmedecek ve nihayet Mehdi'nin yolunda giden Kahtan soyundan birisi gelecektir."

Zehri'den gelen bir rivayette ise "Mehdi'den sonra İns ve Cin'in bile biat edeceği Mahzum kabilecine mensup birisi gelecektir. Sonra hicret edecek, ve onu tanımayacaklar 3 defa kendisine biat için çağrı yapacak, sonra ise Mansur'a biat edilecektir" denilmektedir.

Abdullah b. Ömer ise bir naklinde şöyle ifade etmektedir: "Zalimlerden sonra Hz. Mehdi gelecek, sonra sırasıyla Mansur, Selam ve Emirülgadap olacaktır".

Yine Abdullah b. Ömer "Mehdi'den sonra 3 emir gelecektir. Hepsi de salih insanlardır. Biri Cabir, sonra Müferrec sonra da Zülgadap'dır. Bunlar 40 yıl kaldıktan sonra artık dünyada hayır kalmayacaktır" naklinde bulunmaktadır.

Ertah'tan gelen bir rivayette de "Hz. Mehdi Kudüs'e inecek, ve millet onun ehlinden gelenlerle uzun bir müddet yaşayacaktır. Ondan sonra zalimler görünecek ve Beni Abbas rahmetle aranacaktır." denilmektedir.

Ertah'tan gelen bir başka nakil ise şöyledir: "Mehdi 40 sene yaşayacak, öldükten sonra Kahtani gelecek ve Mehdi'nin izinde işleri yürütecektir. 20 yıl yaşadıktan sonra öldürülecek sonra da asıl Mehdi gelecek, Kayser şehrini fethedecek ve Peygamberimizin son halifesi olacaktır. Sonra Deccal çıkacak ve Hz. İsa da o zaman nüzul edecektir."

İbni Münavi, kitabında şöyle anlatıyor: "Süfyanlar 3 tanedir, Mehdi'ler de 3 tür. 1. Süfyan için 1. Mehdi, 2. Süfyan için 2. Mehdi, 3. Süfyan için de 3. Mehdi gelecektir."

Görüldüğü gibi, bu konularla ilgili birbirine zıt muhtelif nakiller gelmiş ve değişik ihtilaflara yol açmıştır. Mehdi'den sonra kaç kişinin geleceği ve bunların kimler olacağı konusu tartışılmıştır. Ancak hadislerle de sabit ve kesin olan işaretlere göre, üzerinde itikad etmemiz gereken nokta şudur ki, asıl Mehdi, Deccal'a karşı, Hz. İsa' yardımcı olarak gelecek olan Mehdi'dir. Zira, ondan önceki mehdiler hakkında herhangi bir hadis bulunmamaktadır. Mehdi'den sonra gelecek olanlar da salih kimselerdir, ancak mehdi gibi değildirler. Hakikatde en son mehdi O'dur.

Üçüncüsü: Hz. Mehdi'nin çıkışı, kesinlikle İsa (A.S)'nın nüzülundan önce olacaktır. Bazıları ise "Hz. İsa'nın nüzülundan sonra olacaktır" demişlerdir. Ancak bu doğru değildir ve hadisler bu iddia'yı reddettiği için nazarı itibara alınamaz.

Hz. İsa'nın nüzülünün Beytül Mukaddes'e olacağını bildiren rivayetlerle Deccal hakkındaki şu rivayet, birbirini teyit etmektedir. Şöyle ki: "Müminler o gün sayıları az, fakat başlarında salih bir insan olduğu halde, Beytül Mukaddes'te bulunacaklardır. Deccal onları muhasara altına alacak. Tam sabah namazına girildiği bir anda Hz. İsa nüzul edecek, imam onu tanıyarak cemaate takdim edecek, Hz. İsa ona "Namazı kıldır, çünkü kamet senin için getirilmiştir" diyecek ve onun arkasında namaz kılacaktır. O zaman Hz. İsa, "Kapıları açınız" diyecek ve kapılar açıldığında Deccal onu görecektir. Deccalın yanında başlarında miğferiyle, zırhlı, İsfahan yahudilerinden ibaret 70 bin kişilik bir ordu bulunacaktır. İsa (A.S) ona baktığında, Deccal tuzun suda erimesi gibi eriyecek ve sırtını çevirip kaçacaktır. Takip eden Hz. İsa, Lud kapısında onu yakalayarak öldürecek ve Deccal'ın ordusu olan Yahudiler de çok şiddetli bir savaş sonunda yok edileceklerdir.

Ancak, bu rivayete zıt başka bir rivayette ise şöyle denilmektedir: "Müslümanlar Beytül Mukaddes'de muhasara altında iken, Hz. İsa sabah namazı sıralarında Şam'ın doğusundaki Beyaz Minare (Minaretül Beyda) üzerine nüzül eder". Bu minare, bugün halen mevcuttur. Şafii ulemasından İmam Nevevi de "Hz. İsa, iki elini iki meleğin kanatları üzerine koymuş bir halde inecektir ve Lud kapısında Deccel'a yetişerek onu öldürecektir" demektedir.

Habis El Hadrami'nin naklettiğine göre de "Hz. İsa, Şam'ın Doğu kapısında bulunan  Beyaz Minare'ye inecektir. Sonra mescide gelecek ve minberin yanına oturacaktır. Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler hepsi de camiye gelerek Hz. İsa'nın etrafında toplanacaklar ve hepsi de Hz. İsa'nın kendileriyle birlikte olacağı ümidini taşıyacaklar. Bu topluluk, iğne atsan yere düşmez şeklinde geniş bir kalabalık oluşturacak ve müslümanlar müezzinleriyle, yahudiler borazancılarıyla, hristiyanlar da çancılarıyla beraber bulunacaklardır. Burada kur'a çekilecek ve hangisi kazanırsa onun dediği olacaktır. Çekilen kur'ayı müslümanların kazanması üzerine yahudiler ve hristiyanlar oradan uzaklaşacaklar. Sonra Hz. İsa, Şam ehliyle birlikte Beytül Mukaddes'de Deccal'ı arayacak, ancak kapıları kapalı bulacaktır. Hz. İsa, kapıların açılmasını emredecek ve kapıların açılmasıyla beraber Deccal kaçacak, ancak Hz. İsa, onu Lud kapısında yakalayarık öldürecektir", "Hz. İsa, 30 veya 40 sene kadar yeryüzünde kaldıktan sonra Yec'uc Mec'uc da onun eliyle yok edilecek. Toprak tekrar eski bereketine kavuşacak, yılanlar çocuklarla, inekler aslanlarla geçinebilecek. Sonra Allah (C.C) güzel kokulu bir rüzgar göndererek, bununla müminlerin ruhlarını alacak ve geriye şerli insanlar kalacaktır. Sonra da kıyamet kopar".

Hz. İsa'da pekçok özellik bulunmaktadır: Mesela : Ne kadar uzakta olarsa olsun bir kafiri görse, o kafir hemen ölecektir. Haçları kıracaktır. Domuz ve maymunları öldürecek (*), geriye sadece İslam dinini bırakacaktır. Zamanında, Allah'tan başkasına ibadet edilmeyecek, cizye ve sadaka kalmayacak çünkü her şey bereketlenecek, hazineler çıkarılacak ve mala rağbet olmayacaktır. Kıyametin yaklaştığını herkes yakinen hissedecektir. Sebepleri ortadan kaldıracağı için cimrilik, buğz ve kötü şeyler bulunmayacaktır. Zehirli hayvanların zehiri yokolocak, arz selametle dolacak, savaş olmayacak, herkes eşit olup hiçbir saltanat bırakılmayacaktır. Arzın nebatatı, aynen Hz. Adem (A.S) devrindeki gibi bereketli olacak, ipek kurdu üzüm salkımının üzerine konacak ve doyacak, savaş olmadığı için atlar ucuzlayacak ve her tarafta yemek kazanları kaynayarak misli görülmemiş bir bolluk yaşanacaktır.

İmam Nevevi "Hz. İsa, ümmeti Muhammed'e Peygamber olarak değil, Şeriat-ı Muhammediyyeyi tatbik etmek için gelecektir" demektedir. Bazısı da "Hz. İsa nüzül etmeden önce Ümmeti Muhammed'in muhtaç olduğu ve bilmediği Şeriat-ı Muhammediyye'ye ait hususları önceden semada öğrenecektir" demişlerdir.

Hz. İsa, yeryüzünde iken evlenecek ve bir çocuğu olacaktır. Ölünce, müslümanlar onun namazını kıldıktan sonra Ravza-i-Mutahhare'ye defnedileceklerdir. Dünyada kalış süresi 40 yıldır, bir rivayette ise 7 yıldır. Ancak sema'ya çıkışının 33 yaş olduğu dikkate alınırsa, bu iki rivayetin cem'i mümkündür. Zayıf bir nakilde ise bu süre 45 yıl olarak geçmektedir.

Dördüncüsü: Deccal'in Hz. Mehdi zamanında ortaya çıkması, Hz. Mehdi'nin alametlerindendir. Bu bakımdan, Deccalla ilgili bilgilerin de anlatılması gerekmektedir:
Beyhaki Şeyhi Hakim'den gelen rivayette şöyle deniliyor: "Kıyamet alametlerinin ilki Deccal'ın çıkması, sonra İsa (A.S)'nın gökten inmesi, sonra Yec'uc Mec'uc, sonra Dabbet-ül Arz, sonra da güneşin batıdan doğmasıdır."

Deccal'in çıkması, Dabbet-ül Arz ve güneşin batıdan doğmasına Allahü teala'nın buyurduğu şu ayet-i kerime'de işaret edilmektedir: (En'am Sure'si ayet 158) "(Mekke'liler), Kur'an ve Peygamberi tekzip ettikten sonra ancak şunu gözetliyorlar: Kendilerine azab edecek melekler gelsin, yahut Rabbinin azabı gelsin. Rabbinin bazı (kıyamet) alametleri gelsin. Rabbinin (kıyamet) alametlerinden biri geldiği gün, evvelce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye, o gün imana gelmek hiçbir fayda vermez. Ey Resulüm, de ki; (Siz o alametlerin gemlisini) gözetleyip bekleyin, biz de gözetleyip bekliyoruz"

Hz. İsa'nın nüzulunü ifade ayet de şudur: (Zuhruf sure'si ayet 61) Gerçekten O (İsa'nın nüzulü), kıyamet için (yaklaştığını bildiren) bir beyandır, alamettir. Onun için sakın o kıyametin geleceğinde şüphe etmeyin de benim şeriatıma tabi olun. İşte bu biricik doğru yoldur.

Yec'uc Mec'uc ve Dabbetül Arz'a ise, bir değil, birkaç ayeti kerimede işaret vardır.

İmam Nevevi ve diğer bazı alimler diyor ki: "Selefler, çocuklarına Deccalla ilgili hadisleri öğrenip muhafaza etmelerini telkin etmişler ve kalplerinde sabit kalmasını temin etmeye çalışmışlardır. İnsanlar da birbirlerine bunları naklede ede bu hadisler, günümüze kadar sıhhatli olarak gelebilmiştir"

Peygamber Efendimiz bir hadisinde "Hz. Adem'le kıyamet arasında yaratılmış ve büyük fitne, Deccal'ın fitnesidir" buyurmuştur.

Diğer bir rivayette de "Allah (C.C), Adem'i yarattığından itibaren, Deccal'in fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır" denilmektedir.

Allah'ın Hz. Nuh'tan sonra gelen her peygamberi, ümmetini Deccal ile korkutmuş ve onun Horasan veya İsfahan tarafından çıkacağına işaret etmişlerdir.

Hz. Mehdi, Konstantiniyye'yi fethederken, Deccal Şam ve Irak arasında bulunuyor. Önce "kurtarıcı" olduğunu iddia ediyor ve bu dönemde gerek kafirler, gerekse de müminler ona tabi oluyorlar. Ancak sonra bir gözü kör oluyor ve iki gözü arasında "kafir" yazısı çıkıyor, öyle ki, okuma yazması olmayan her mümin bile onu okuyabiliyor. Bunun üzerine müminler onu terk ediyorlar. O, daha sonra, "nübüvvetini", ve nihayet "uluhiyetini" iddia ediyor. Deccalın sağ gözü kördür, yani nursuzdur. Başka bir rivayette ise bu sol şeklindedir. Başka bir rivayette de gözü dümdüz olup, üzerinde tırnak kemiği gibi bir kemiğin bulunduğundan bahsedilmektedir. Deccalın gözünün kör olmasından kastedilen "ayıplıdır" anlamıdır. İki gözü arasında kafir diye yazmaktadır ki, okuma bilen bilmeyen her mümin bile onu okuyabilecektir. Deccal'ın beraberinde cennet diye gösterdiği aslında cehennem, cehennem diye gösterdiği de aslında cennettir. Kehf suresinin başındaki ayetleri okuyanlar, onun şerrinden muhafaza edileceklerdir. Deccalın, temiz su olarak gösterdiği de aslında necistir. Onun fitnelerinden birisi de şudur: Bir arabi'ye "Ben senin ananı babanı şu anda göstersem, bana inanır mısın?" dili soracak, "Evet" cevabını alınca da şeytanlar arabi'ye anası babası şeklinde görünecek ve "Ey oğul" diyecekler, "Bu senin rabbindir, ona tabi ol".

Yine Deccal, bir neferi iki parçaya bölüyor ve "Bakın, onu dirilteceğim" diyor ve nefer diriliyor. Bunu gören kafirler onu gerçekten rab zannediyorlar.

Sonra Allah (C.C), Hızır aleyhisselam'ı gönderiyor. Hz. Hızır ona "Sen Allah'ın düşmanı olan Deccalsın" diyor ve onu öldürmeye çalışıyor, fakat başaramıyor.

Deccal semaya emrederek yağmur yağdırıyor, arza emrederek bitkiler çıkartıyor, kuru nehirlere emrederek onlarda sular akıttırıyor… Yağmura emrederek onu durduruyor, otlara emrediyor, kurutuyor, Rab dağıyla Tur dağına emrediyor ve onları tokuşturuyor… Rüzgara emrediyor, deniz fırtınasına emrediyor, onlar da bulut oluyorlar. Günde 3 defa denize giriyor, dibini bulamıyor… Deccal'ın bir eli diğerinden daha uzundur, bu uzun elini denizin en dibine daldırıyor ve içindeki balıkları çıkartıyor… Kendisini yalanlayan bir kavmin arasına giriyor ve onların bütün hayvanlarını helak ediyor. O kavim tasdik edince de hemen semaya emrederek yağmur yağdırıyor, hayvanların sütlerini bollaştırıyor. İçinde hazine olan yerlere giriyor, "Hazinenizi çıkarın" dediğinde, balarılarının beylerini takibetmesi gibi hazineler ona tabi oluyorlar…

Deccal'ın bir eşeği bulunuyor ki, bu eşeğin iki kulağı arasındaki mesafe 40 ziradır (*). Bu eşeğin altında 70 bin Yahudi gölgelenebilecektir. 

Deccal 3 defa öylesine bağıracak ki, Doğu'dan Batı'ya bu ses her taraftan duyulacak…

Mekke, Medine, Beytül Mukaddes ve Mescid-i Tur hariç, her tarafı gezecektir. Bu bilgi, başka bir rivayette de "Şam ve Askalan hariç" şeklinde geçmektedir. Allahü Teala müminlerin bu fitne ve musibetlerden Şam'da, Deccal'dan Beytül Mukaddes'te, Yec'uc Mec'uc'dan da Tur-i Sina'da muhafaza edecektir.

Bir hadis'de "Deccal yeryüzünde 40 gün duracak, 1. günü 1 sene, 2. günü 1 ay, 3. günü bir hafta, diğer günleri de sizin normal günleriniz gibi olacaktır" buyurulmuştur. Bunun üzerine Peygamberimize "Bir sene gibi uzun olan o günde, bize bir günün namazı kafi gelir mi?" diye sorulmuş, Resulullah (S.A)'da "Hayır, siz o uzun günde, ondan önceki günlerinizdeki her namaz vakti kadar zamanı, takdir edin" cevabını vermiştir.
İbni Mace'den gelen bir rivayette de "Deccal'ın son günleri o kadar kısa olur ki, sizden biriniz Medine kapısından çıkıp, tepesine varıncaya kadar, akşam olacaktır" denilmiştir. Peygamberimize "Ya Resulullah, o kısa günlerde nasıl namaz kılacağız" şeklinde sorulduğunda da "O uzun günlerde takdir ettiğiniz gibi takdir edeceksiniz" cevabı alınmıştır. Deccalin yeryüzündeki süratinin nasıl olacağı da sorulmuş ve Peygamberimiz "Rüzgarın yöneltip sevkettiği yağmur gibidir" cevabını vermiştir.

Deccal'dan önce 3 yıl kıtlık görülecek, tırnaklı hiçbir hayvan kalmayıp helak olacaktır. Denildi ki "Ya Resulullah, o zaman insanlar nasıl yaşayacaklar?" Peygamberimiz de şöyle buyurdu: "Tekbir (Allahüekber), tesbih (Sübhanallah), tehlil (La ilahe illallah) ve tahmid (Elhamdülillah) iledir." Yani, aynen Peygamber efendimiz devrindeki gibi…

Deccal'ın birçok sıfatlarını taşımış olan İbni Sayyad Deccal değildir. Ancak, O da bir fitne idi ve Allah (C.C) onunla müminleri imtihan etti. Aynen Hz. Musa zamanındaki "buzağı" örneği gibi… Ancak Allah (C.C), Ümmet-i Muhammed'i onun şerrinden muhafaza etti.

İbni Ömer'in sözünü delil olarak veren İbni Cabir yemin ederek diyor ki "Hz. Ömer, İbni Sayyad Deccal'dir demiş ve Peygamberimiz onun bu sözünü inkar etmemiştir". Ancak, Peygamber Efendimizin bu sözle ilgili bir tasdiki de bulunmadığı için, yalnız başına bunu bir delil olarak ele almak mümkün değildir. Nitekim, Allah (C.C)'da onun Deccal olmadığını haber vermiştir.

Beşincisi: Yec'uc ve Mec'uc'un çıkması Deccal'dan sonra olacaktır. Yec'uc Mec'uc, Adem ile Havva'nın evlatlarındandır, ancak merfu bir hadise(*) göre ise, Nuh (A.S)'ın zürriyetindendir. Fakat Selef'ten bunun aksi söylenmiştir. İmam Nevevi ise Selef'e itiraz ederek, "Yec'uc Mec'uc ulemanın çoğuna göre Nuh (A.S)'ın zürriyetindendir" demiştir. Rivayet edildi ki, "Hz. Nuh bir gün uyuduğunda, ihtilam olur ve nutfe'si (men'i) toprağa karışır ve Yec'uc Mec'uc, işte bu karışımdan yaratılmıştır." Ancak bu görüşe de itiraz edilmiş ve Peygamberlerin ihtilam olmadığı söylenmiştir. Bunun da aksini savunanlar olmuş ve Peygamberlerin, rüya'da cim'a etmeden ihtilam olabilecekleri ifade edilmiştir.

Bir hadiste Yec'uc'un bir ümmet, Mec'uc'un ayrı bir ümmet olduğu ifade edilmektedir. Onların her birisi 400 bin'er bir topluluk olup, yine her birisi, soyundan 1000 kişi görmeden ölmezler. Hepsi de silah taşıyabilir ve çiftleşebilirler. Boyları ortalama bir karış olup, en uzunları 3 karış kadardır. Ok ve mızraklarıyla 7 yıl Müslümanlara eziyet ediyorlar. Hz. İsa, kimsenin onlarla baş edemediğini görünce, Müslümanları Tur dağına çıkarıyor.  Yec'uc Mec'uc, Taberiye denizini geçiyor ve onun suyunu içerek kurutuyorlar. Daha sonra "Biz, yeryüzündeki bütün canlıları öldürdük, şimdi de sema'dakileri öldüreceğiz" diyerek bir dağa çıkıyorlar ve oklarını göğe doğru fırlatıyorlar. Bu oklar, kanlı olarak geriye dönüyor. Daha sonra da Hz. İsa (A.S) ve müminleri muhasara altına alıyorlar. Burada, öylesine bir kıtlık oluyor ki, bir öküz başı veya kurutulmuş bir çökelek parçası onlar için yüz dinar'dan daha hayırlı oluyor. Ve Müslümanlar bu beladan kurtulabilmek için Allah'a (C.C) yalvarıp yakarırlar. Nihayet Allah (C.C), Yec'uc Mec'uc'un boynuna onları öldüren kurt'lar musallat eder ve bir sabah, hepsi de helak olurlar. Bunun üzerine yeryüzüne inan Hz. İsa ve Müslümanlar, Yec'uc Mec'uc'un leşlerinin kirletmediği bir karış toprağın bile bulunmadığını görerek, tekrar Allah'a (C.C) yalvarıp yakarırlar. Ve Allah (C.C), bu leşleri temizleyen kuşlar gönderir ve daha sonra da yağmur'la yeryüzü yıkanıp tertemiz olur ve meyvalanıp bereketlenir.

Hz. İsa'nın vefatından sonra da Allah (C.C), güzel kokulu bir rüzgar gönderir ve her müslümanın koltuklarına giren bu rüzgar'la onların canını alarak, geriye yeryüzünün şerli insanlarını bırakır.

Bu arada, birçok ravi'nin de belirttiği gibi; Safa'daki bir kayadan Dabbet-ül Arz çıkar. Değişik rivayetlerde ise, Dabbet-ül Arz'ın çıkış olarak Merve, Cihad veya Müzdelife gecesinde Mekke arasındaki Tihame vadisi gibi yerler'de gösterilmiştir. Dabbet-ül Arzın çıkışında 3 safha bulunmaktadır. Zuhuru, önce Mekke'den duyulmaz, çıktığı yerde bir süre kalır sonra da Mekke'ye gelir ve çıktığı haberi yayılır. Peygamber Efendimiz "Müminler, Mescid-i haram'a giderken Rükun ile Makam arasında, Dabbe'yi toprağı etrafa saçıyor bir halde görürler, bazıları ise yerinden kıpırdamazlar. O anda, müminlerin yüzleri parlar, daha sonra da Dabbet-ül Arz gider. Bu durumda kimse ona yetişemez, kaçan da kurtulamaz" buyurmuşlardır. Ancak namazla ondan muhafaza olunur. İnsanın arkasından gelir, ve "Şimdi namaz kıl" der ve ona yönelip, eğer kişi müslümansa "müslüman" eğen kafirse "kafir" der ve sonra ayrılır.

Ahmed'ten gelen rivayete göre "Dabbet-ül Arz'ın beraberinde, Hz. Musa'nın asası ve Süleyman Peygamberin mühürü olacak, kafirlerin burnunu bu mühürle damgalayacak, müminlerin yüzünü de asası ile nurlandıracaktr".

Hz. Ali'de, "Dabbet-ül Arz'ın kanatları, tırnakları ve sakalı olacak, kuyruğu bulunmayacaktır" demiştir.

Dabbet-ül Arz'ın uzunluğunun 60 zira olduğu ve muhtelif hayvanlara benzediği ifade edilmiştir. Ancak Kuran-ı Kerim'den, bidat ehli ve kafirlerle mücadele eden bir insan olacağı manasını çıkaranlar da olmuştur. "En garip şeylerdendir ki, Dabbet-ül Arz şeytanı öldürecek ve sonra güneş batıdan doğacaktır, da denilmiştir." Bu ise, münkirleri ve müneccimleri reddeden bir hakikattır.

Normalde güneş her battığında, arşı alanın altında Allah'a secde ediyor, ve tekrar Allah'tan izin alarak doğudan çıkıyordu. Fakat Batıdan doğacağı gecede, tekrar doğudan doğmak için izin istediği halde, bu izin verilmeyecek, tersine "Battığın yerden doğ" emrini alacaktır. İşte o gecede nafile namazına kalkanlar çok dehşetli bir hale girecekler, kişi geceleyin kalkıp Kur'an okuyacak, tekrar yatacak, kalkacak, tekrar okuyup tekrar kalkacak… Ve o gecenin süresi, normalin 3 misli daha uzun olacaktır. Bunu fark eden insanlar, bağırıp çağıracaklar ve mescid'e gidenler, güneşin batı'dan doğmakta olduğunu göreceklerdir. Batıdan doğan güneş, yükselecek yükselecek, tam ortaya geldiğinde tekrar geriye dönecektir.

İbni Ömer ve İbni Abbas, "İşte o andan itibaren, kafirin imanı ve asinin de tövbesi kabul edilmeyecektir" demişlerdir.

İbni Abbas'tan gelen bir başka rivayette de "Küçüklerin imanı ile günahkarın tevbesi kabul edilir" denilmektedir. 

Kurtubi ise "Kafirlerden, güneşin batıdan doğacağına inanmayanlarının imanının kabul edilmeyeceğini" söylemektedir.

Ancak, Muhammed Sure'sinin 18. ayeti "Artık onlar yalnız, o kıyametin kopmasına, onun birdenbire kendilerine gelivermesine bakıyorlar. İşte onun alametleri (sayılan ahir zaman peygamberi) gelmiştir. Fakat o (kıyamet ansızın) başlarına geldiği vakit, anlamaları kendilerine ne fayda verir" ve Mü'min sure'sinin sonu ilk görüşü teyid etmektedir.

Güneşin batı'dan doğmasından sonra insanların yeryüzünde 120 sene daha kalacağını İbni Ömer, nakletmiştir. Ancak denilmiştir ki "Eğer bu doğruysa, tevile ihtiyacı vardır".

Güneşin batı'dan doğmasının ilk alamet olacağı rivayeti "İlk alamet Deccal'dır" rivayetine zıt değildir, zira güneşin batıdan doğması göğe ait, Deccal'ın çıkması ise yere ait bir alamettir.

Bazı alimler şöyle demişlerdir: "Bütün haberlerin toplamından, yer'deki bütün alametlerin Hz. İsa'nın ölümüyle, gökteki bütün alametlerin de kıyametin kopmasıyla biteceği anlaşılmaktadır".

Dabbet-ül Arz'ın çıkışı, güneşin batıdan doğacağı gündür. Bu ikisinden hangisi önce olura, hemen ardından diğeri vuku bulacaktır. Güneşin batıdan doğmasıyla, tövbe kapısının kapanması önemli bir hikmettir. Zira o zaman mümin'le kafir kesin olarak birbirinden ayrılacak ve tövbe kapısının kapanmasının amacı yerine gelecektir.

Kıyametin büyük alametlerinden olan ve insanları doğudan batı'ya sevk edecek olan ateş hakkında muhtelif rivayetler gelmiştir. Bazılarında O'ndan ilk alamet, bazılarında son alamet olarak söz edilmiştir.

O'nun son alamet oluşu, daha önce ismi geçen alametlere göredir. İlk alamet olması da, ondan sonra birinci Sur'un üfürülmesinden başka bir alametin kalmayıp kıyametin başlangıcı olmasından dolayıdır. Kadı İyad, bu hükümle hükmetmiş ve "Dünyadaki haşr, kıyametin kopmasından öncedir ve bu kıyamet alametlerinin en sonuncusudur" demiştir.

"Benim ümmetimin bir kısmı kıyamet kopuncaya ve   Allah'ın emri gelinceye kadar hak üzeride sebat edeceklerdir" hadisi, buna zıt değildir. Zira onun manası, kıyametin yaklaşmasına kadardır, demektir. Allah'ın (C.C) emrinden kastedilen de, müminlerin ruhlarını alacak olan o temiz rüzgardır. Bu hadiste sözü geçenler, Hz. İsa ile birlikte Beytül Mukaddes'te kalan Müslümanlar değildir, çünkü, Hz. İsa'dan sonra gelecek olan Müslümanlar, diğer alametleri de göreceklerdir.

Ancak Kur'an'ın sahifelerden silinerek kaybolması ve göğüslerden çıkarılması (unutulması), Hz. İsa'nın ölümünden ve Kabe'nin tahribinden sonradır. Kabe, Habeşlilerden, lakabı Züssevikateyn olan bir kimse tarafından tahrib edilecektir.

Kab'ın dediğine göre "Züssevikateyn, kendisine yardım edecek olan 8-9 arkadaşıyla birlikte Hz. İsa zamanında ortaya çıkar".

Artık birgün gelir ki, Hac ve Umre son olarak yapılır, ve sonra kesilir. Kur'an sahifelerden silinir, ancak Peygamberimizin hak üzerine sebat edeceğini söylediği zümre, bunun dışındadır.

Kur'an'ın silinmesi, Kabe'nin tahribinden, Kabe'nin tahribi de Hz. İsa'nın ölümünden sonra olacaktır. Ancak bazıları, Kabe'nin tahribinin Kur'an'ın silinmesinden sonra olacağını söylemişlerdir.


(*) Mütercimin Notu:
Buradaki domuz ve maymun kelimesiyle, Peygamberimizin büyük bir mucizesi ortaya çıkmaktadır. Zira domuz, hristiyanlığın bir sembolüdür. Ve bu şekilde kabul edilegelmiştir. Maymun ise, dinsizliğin temeli olan Darwin'in evrim teorisinin ana hareket noktasıdır. Bu kadar hayvan dururken "Maymun ve Domuz" olarak işaret edilmesinin mucize'den başka nasıl izahı olabilir?

(*) Mütercimin Notu:
1 Zira = Kolun dirsek - parmaklar arası uzunluğu.

 

 

* Bilindiği gibi Kütüb-i Sitte (Altı Kitap), altı meşhur hadis kitabından oluşan hadis külliyatının tümüne verilen addır. Bu altı kitapta Peygamber Efendimiz'den rivayet edilen hadislerin doğru oldukları konusunda bütün ehl-i sünnet alimleri tarafından tasdik edilmiştir.

Bu nedenledir ki Kütüb-i Sitte ehl-i sünnet itikadına göre dinde Kuran'dan sonra gelen en önemli ikinci kaynaktır. Öyle ki alimler Kütüb-i Sitte'nin güvenilirliğine binaen, bu külliyatta yer alan hadisleri inkar etmeyi Resulullah'ı inkar etmekle eş tutmuşlardır. Kütüb-i Sitte'de Mehdiyet hakkında pek çok hadis rivayet edilmiştir. Yalnızca Kütüb-i Sitte'de yer alması dahi Mehdiyet konusunun doğruluğu şüphe götürmeyen bir gerçek olduğunu ortaya koymaya yeterlidir. Bu sitede aktarılan hadisler Kütüb-i Sitte'deki Mehdiyet ve Ahir Zamanla ilgili hadislerden sadece bir kısmıdır.

ANASAYFA :: YAZAR HAKKINDA :: DİĞER SİTELER :: ÜYE OLMAK İÇİN :: EMAIL

KURAN-I KERİM :: DESTEK OLUN :: KİTAPLAR :: MAKALELER :: BELGESELLER

© 2009 Harun Yahya - www.kutubisittedemehdiveisa.com
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla
telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.